Postmodernizm ve Postendüstriyalizmin Gölgesinde
Toplum ve Bilim
Türkiye toplumunu da içine almaya başlayan postmodern dalga,birçok kavramı yerinden etmeye ve dönüştürmeye yönelen bu kültür dalgasının ,belki de bunu gerçekleştiremediği en önemli alan bilimdir. Birçok alanda sosyal yaşamın belirleyici motifleri olan güven,adalet,ahlak,doğruluk,gerçeklik vb.kavramlar Nietzsche ve ardıllarının yazılarının da ortaya koyduğu gibi bu değerler etkilerini kaybetmiş ve yerini iktidar,çıkar ve bireyselliğe bırakmıştır.Tarihsel bir dönemecin öteki kanadında ise "Bilgi Toplumu"yükselmektedir. Eşzamanlı bu olguların ,yani postmodernizm ile postendüstriyalizmin,ortaya çıkardığı gerilimin tahlilini yapmak bir hayli önem arzetmaktedir.Kültürel yaşamın postmodern karakteri ile ekonomik yaşamın postendüstriyel karakteri,çağdaş toplumların içinde bulunduğu çerçevenin temel aktörlerini oluşturmaktadırlar. Bu resmi çektikten sonra ,belki de en önemlisi bu görüntünün arkasında gerçekleşen zihinsel,psikolojik ve tarihsel olguların çözümlemesini yapmaktır.Bunlar bilim ile ideoloji-felsefenin ilşkileri ve çelişkileri çerçevesinde ele alınabilir.Bir tarafta "gerçekliği"temel alan bilim,diğer tarafta "göreceliği" ve "öznelliği" temel alan postmodern ideoloji ve felsefe.Ancak buradaki görecelik ve öznellik yemekteki,giyimdeki ya da renkteki görecelik ve öznellik değil ,bilim dahil,toplumsal yaşamın bütün alanını kapsayan bir rölativizm.Bu gelişme Foucault'ya göre "İnsanoğlunu Ölümü",Adorno'ya göre "Öznenin Sonu"dur. Bilimin referans olmaktan çıktığı postmodern kültürlerde bilimin varlığı da sorgulanmakta ve iktidara araçsallaşmaktadır."Bir Meslek Olarak Bilim" (Weber) bu kültürün bir yansımasıdır.Amaçlar ve araçlar adeta yer değiştirmiştir.Kökeni Antik Yunan'a uzanan Eros ve Logos arasındaki diyalektik ,çağdaş dönemde Bilgi Toplumu ile Postmodern Toplum arasındaki çelişki olarak değerlendirilebilir.İçinde yaşadığımız durum budur. Türkiye'yi de etkisine alan küreselleşen bu oluşumun yarattığı en olumsuz netice insanoğlunun doğadan kopması,varlığa karşı ontolojik yabancılaşmasıdır.Kültürel yaşamın postmodern niteliği bireylerin de bağlarını koparmış,onları kitleselleştirmiştir.Bu gelişme Horkheimer'in "Akıl Tutulması"dediği sürecin adıdır.Sonuçta da Horkheimer'in deyimiyle birey ideologların piyonu olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Öte tarafta ve aynı zamanda ekonomik üretim sürecinin ,ekonomik ilişkilerin bilgiye yaslandığı bilgi toplumu ...Bilgi toplumunun temel hareket noktası olan bilimin ve bilginin gerçekliği-geçerliliği ,güvenilirliği,mühendisliğe ve tıbba uygulanması,doğaya ve topluma ışık tutması...vb.sayıltıların ortaya çıkardığı ,sosyal ve bireysel niteliğe ve gelişime yönelen bir yapı ve yaşam. Bu çift ve çelişik boyutlu yapının ürettiği dengesizlik ve uzlaşmazlık bireyleri deyim yerindeyse "havada"tutmaktadır.Birey bu iki çerçeve arasında bocalamaktadır.Dolayısıyla da sağlıklı,dengeli ve niteliklşi bir kişilik ve sosyal birey olamamaktadır. Tarihin ulaştığı bu safhada görünen o ki,çağdaş toplumlar postmodern kuramlar ile postendüstriyel kuramların etki ve çelişkileri altındadırlar.Eşdeyişle ideolojilerin toplumları yönlendirme ve şekillendirme işlevlerinin yitirilmesiyle ortaya çıkan "kültürel kriz"ya da postmodern durumun egemenliğiyle oluşan sosyokültürel ilişkiler,bilgi toplumunun önündeki en büyük açmazdır.Bundan dolayıdır ki çağdaş çatışma, bilim ile postmodern değerler arasındaki çatışmadır. Huntington'ın "Medeniyetler Çatışması"savı ile Fukuyama'nın "Tarihin Sonu"savı bir arada yürümektedir.Bu sürece "Tarihin Sonundaki Kültürler Çatışması" diyebiliriz.Bir yanda tarihin son aşaması olarak görülen "Bilgi Toplumu" ve bununla birlikte liberal demokrasi ,diğer yanda değerler eksenindeki medeniyetler ya da paradigmalar çatışması.Weberci "değer" tanımından hareket edecek olursak ,yani insanın eylemine yüklediği anlam olarak değer,çağdaş toplumlarda bireyler arasında bişr değerler anarşisinden ve çatışmasından söz edilebilir.Geçmişte "Doğru Eylem"in ölçütü olarak işlev gören din,gelenek,akıl(nesnel akıl) vb.gibi nosyonların tutulmeya uğradığı bugünün toplumlarında öne çıkan ve etkisini kabul ettirebilen tek unsur "bilim"ekseninde oluşan bilgi toplumunun dinamikleridir.Batı toplumlarında bilime "katılamayan" ya da bilime uyarlanamayan Hristiyanlık,klasik kapitalizm,sosyalizm,faşizm...vb.ideoloji ve felsefelerin yerini kitle toplumunda Baudrillard'ın deyimiyle "simülasyonları"na bırakmıştır.Bu kültürel sürece küreselleşme de eklenerek bu yapısal çeşitliliği çoğaltmıştır.İşte bu noktada "Medeniyetler Çatışması"anlamını kazanmaktadır.Buradaki çatışma Huntington'ın dediği gibi sıcak bir çatışma değil ,değerlerin kendilerini kabul ettirme mücadeleleridir.Bu mücadelenin kurallarını da ancak bilim ve bilgi toplumunun kuramsal ve otantik yapısı oluşturacaktır. Bilgi Toplumunu "Tarihin Sonu"na oturtabilmemiz ve tutarlı,kendiyle barışık ve toplumla barışık bireyin sağlanabilmesi postmodern kültürel bunalımın aşılması ve bilgi toplumuna uyarlanmasıyla sağlanabilir.Toplumu ve bireyi postmodern krizden kurtarmadan ve bilime Rönesans saygınlığını kazandırmadan dengeli,istkrarlı ve ayakları sağlam basan bir toplumu ,Etzioni'nin tanımladığı şekliyle "İnsanların içinde yaşadıkları toplumsal dünyanın sorumluluğunu üzerlerine aldıkları bir toplum(Aktif Toplum)"u meydana getirmek imkansızdır.Dolayısıyla bütün ,varlıkla barışık ve bilgi toplumuna uyumlu bir toplum ve birey ancak bu yolla mümkün olabilecektir.
Üniversite ve Toplum. Mart 2004, cilt 4, sayı 1.
Atıf:
http://apasinli.diinoweb.com/files/pasinli/Bilim&Postmodernite%2097.ppt
http://www.geocities.com/circumspice2002/makale/reklametik.pdf
|