Kentleşme ve Toplumsal Kontrol

 

 

 

 

 

           Kentleşme ve Toplumsal Kontrol



   Kent, sosyolojik düzlemde bir sosyal yapı ve ilişkiler ağını ifade eder.Kentleşme,sosyal yapı ve ilişkilerin belirli bir eksende ,zamanla kendi sosyal ilişki,değer ve normlarını üreten bir olguyu anlatır.Kentleşme aynı zamanda kırsal toplumların dönüşümünü de ifade eder.Kırsal toplumun kentsel topluma dönüşüm sürecini,hızını ve yönünü anlamak ve açıklamak sosyolojik bir öneme sahiptir.Kentleşme sürecini büyük oranda yaşamış olan Türkiye toplumunu "Kentleşme ve Toplumsal Kontrol" kavramları çerçevesinde anlamak ve açıklamak kendi kentleşme biçimimizi bilmek noktasında önem arz etmektedir.Böylece sağlıklı bir teşhis,toplumsal hayatımızı anlamada ve oluşturulacak toplumsal sorun çözme yöntemleri ve politikalarda bize yön verecektir.

   Günümüz Türkiye'sindeki kentleşme olgusunu aynı zamanda toplumsal kontrol kurumları olan aile,din ve devlet bağlamında ele almak istiyorum.Bu sayede,kentleşmeyle birlikte toplumsal kontrol mekanizmalarının aldığı biçimi kavrayabiliriz.

   Kentleşme sadece insanların köy denen bir mekandan kent denen bir mekana taşınması demek değildir.Ya da sadece bir nüfus artışı da değildir.Bunlar,kentleşmenin önemli etkenleri olmakla birlikte asıl önemli olan içinde yaşadığımız kent olgusunun toplumsal doğasını ve ürettiği sistem ve kültürü anlayabilmektir.

Kentleşme ve Aile

   Kentleşme olgusunun günümüz aile yapısıyla çok yakın bir ilişkisi vardır.Kırsal toplumun geniş ve çok fonksiyonlu ailesi,kentleşmeyle birlikte küçülerek(çekirdek aile)birçok fonksiyonunu çeşitli kurumlara devretti.Bugün kent ailesi ana-baba ve çocuklardan oluşmaktadır.Geniş ailenin yerine getirdiği neslin devamını sağlama,eğitim,yönetim,ekonomi,din-ahlak eğitimi vb .fonksiyonlarından bir çoğunu diğer sosyal kurumlara devrederek neslin devamını sağlama fonksiyonuyla yetinir hale gelmiştir.

   Kırsal toplumun geniş ailesinin en önemli toplumsal fonksiyonlarından biri güçlü bir toplumsal kontrol işlevi görmesidir.Birçok toplumsal fonksiyonu kendinde toplamış olan geniş aile, üyelerinin davranışlarını kendi sistemi içerisinde düzenler ve denetler.Kentleşme olgusu ,belki de en köklü ve kapsamlı dönüşümü aile kurumu üzerinde yapmıştır.Kentsel toplum büyük(geniş)aileyi küçülterek,fonksiyonlarını azaltmıştır.Çağdaş toplumun sosyo-ekonomik ve kültürel dinamikleri kırsal aileyi hem yerinden etmiştir(kente göç ettirmiştir) hem de yapı ve işlevini değiştirmiştir.

   Bugün kent ailesi söz konusu mekan ve yapı değişiminin doğurduğu sorunlarla karşı karşıyadır.Kentsel aile bir kimlik ve fonksiyon krizi içerisinde kendini konumlandırma arayışı içerisindedir.Bunun bir nedeni ise geleneksel ailenin kentleşmeyle birlikte kutsallığını yitirerek bir anlam değişikliğine uğramasıdır.Kentsel ailenin anlamı,durumu ve önemi belli başlı sorun alanları olarak karşımıza çıkmaktadır.Geleneksel aile manevi-dinsel boyutu olan kutsallık atfedilen bir özelliği varken, kent ailesi(modern aile)bu özelliğini yitirmiş,maddi-dünyevi bir boyut kazanmıştır.Geleneksel ailenin bireyleri daha benzer özellikleriyle ön plana çıkarken(birey kavramı güçlü değil)modern ailenin bireyleri farklılıklarıyla öne çıkmaktadır.(Birey kavramı güçlü).Kent olgusu geniş ailenin homojenitesini dönüştürerek bireyin,bireysel farklılık ve özelliklerin gelişmesine yol açmıştır.Ancak,bu durum geniş ailenin yerine getirdiği toplumsal kontrol mekanizmasını zayıflatmıştır.Günümüzün kent ailesi toplumsal kontrol boyutu itibariyle son derece zayıf bir nitelik arz etmektedir.Toplumsal düzenin önemli bir unsuru olan ailenin toplumsal kontrol işlevi zayıflayınca,istenmedik sosyal davranışlar ortaya çıkabilmektedir.

   Ailenin yapısal ve işlevsel dönüşümüne paralel olarak akrabalık ilişkilerinde de benzer değişimler yaşanmaktadır.Kırsal akrabalık ilişkilerinin dayandığı ortak mekan,duygu ve düşünce birliği kentleşmeyle birlikte hem mekan hem de duygu ve düşünce ortaklığının kaybolmasına yol açmış,akrabalık ilişkilerini zayıflatmıştır.

   Modern kent ekonomisi ve kültürü ve kentin toplumsal hareketliliği de ailenin yapısal ve işlevsel dönüşümüne etki eden faktörlerdendir.Söz gelimi kırsal üretim tarzı ve ilişkileri Durkheim'cı anlamda mekanik iken(işbölümü ve uzmanlaşma gelişmemiş),kentin üretim tarzı ve ilişkileri organik bir özellik (işbölümü ve uzmanlaşma gelişmiş)kazanarak aile bireyleri arasında,üretim yaşamında ayrışmalarına yol açmıştır.Ancak,kırsal ailenin ekonomik yaşam faaliyeti kent ekonomisiyle uyumlu olmadığından ,özellikle göçmen kırsal aileler,kentin kendine has ekonomik sistemine uyum sağlamada problemler yaşamaktadırlar.Bu uyumsuzluk çeşitli aile içi sorunlara da yol açabilmektedir.Günümüzde aile toplumsal kontrol kurumu olmaktan çok,kimi zaman kontrol edilmesi gereken bir kurum haline dönüşmüştür.

Kentleşme ve Din

   Kentleşme olgusu toplumsal kontrol işlevi gören din kurumu çerçevesinde de ele alınması gerekir.Buradaki din kavramı,sosyolojik düzlemde her nevi manevi-moral değerleri de içeren sosyal bir kurum olarak anlaşılmalıdır.Kentleşme süreci din kurumunu da önemli ölçüde etkilemiştir.Kırsal toplumlarda din,önemli etkisi olan bir kurumdur.Toplumun büyük bir kesimi tarafından değer ve prensipleri benimsenmiş,sosyal boyutu ön planda olan yapı arz etmektedir.Kent öncesi toplumda din,fonksiyonel ve saygındır.Buna paralel olarak da din adamları ve dini semboller de geniş bir toplumsal kabul konusudur.Kırsal toplumun dış dünyayla iletişim ve etkileşiminin sınırlı olması ile sosyo-ekonomik yapı ve ilişki tarzı dini karakterini etkilemiştir.

   Kentleşme olgusu,kent öncesi toplumun dinsel yapı ve fonksiyonunu dönüştürmüştür.Kentsel toplumun gerek sosyo-ekonomik yapı ve ilişkileri gerekse de kentin sosyal iletişim ve etkileşim merkezi olması dinsel algılamaları alabildiğince çeşitlendirmiştir.Kentsel toplumda dinsel algılama ve yorumlamalardaki çeşitlenme dinin ortak bağlayıcı olma özelliğini zayıflatmıştır.Din,kırsal toplumda ortak bir kimlik olma özelliği taşımaktadır.Kentleşmeyle birlikte dinsel değerler de geniş kabul görme özelliklerini yitirmişlerdir.Esasında çağdaş kentleşme olgusu,din kurumu açısından bir dünyevileşme(sekülerleşme)süreci olmuştur.Din,kırsal toplumda başat bir kurum iken,kentsel toplumda başat olma özelliğini kaybetmiştir.Bugünkü kentsel toplumun başat kurumu ekonomidir.Kentsel toplumun dünyevileşmesiyle birlikte dinsel değerlerin önemi ve yönlendirici gücü de zayıflamış,din toplumsal kontrol kurumu olma fonksiyonunu da önemli ölçüde yitirmiştir.

   Kent toplumunun dini karakteri alabildiğince bireyseldir.Din,bireylerin seçim ve yaşam alanına indirgenmiştir.Din kurumunda meydana gelen bu dönüşüm,dinin toplumsal kontrol sistemi özelliğini önemli ölçüde ortadan kaldırmıştır.Hatta dinsel yorumlamalardaki çeşitlenmeler ve kimi zaman da çatışan değerlendirmeler yüzünden kontrol eden değil,kontrol edilmesi gereken bir kurumu yansıtır duruma gelmiştir.Kent toplumunun kültürel yapısı,kentsel toplumda dinin ve ahlakın zayıflaması çeşitli toplumsal sorunlara kapı aralamaktadır.Söz gelimi aile içi ilişkilerde sadakatsizlik,sosyal ve ekonomik ilişkilerde doğruluğun kaybolması vb. süreçler ,sosyal problemlere yol açan değişkenler arasında yer alırlar.

Kentleşme ve Devlet

   Kentleşme sürecinde aile ve din kurumunda meydana gelen değişim devlet kurumuna da yansımıştır. Ancak, bu noktadaki değişim ters orantılıdır. Aile ve din kurumunun toplumsal kontrol gücü zayıflarken,devletin toplumsal kontrol fonksiyonu ve gücü artmıştır.Kentleşme böyle bir sonuç doğurmuştur.Aile ve din kurumu toplumsal kontrol işlevini,kentleşmeyle birlikte devlet kurumuna devretmiştir.Söz gelimi modern eğitim kurumları,hukuk mekanizmaları,modern bürokrasi vb. oluşumlar kentsel oluşumlardır.Hatta modern devletin,kentleşmenin bir sonucu olduğu söylenebilir.Kentsel devletin artan toplumsal kontrol işlevi,devlet kurumunu tüm sosyal yaşam alanlarında etkin kılmaktadır.Modern devlet,toplumsal kontrol noktasında önemli bir fonksiyon icra etmektedir.Birçok toplumsal kontrol aracı geliştirmiştir.Ancak,modern devletin,aile ve din kurumunun yerine getirdiği toplumsal kontrol işlevinin yerini doldurabildiği söylenemez.Her ne kadar aile ve din kurumunda meydana gelen toplumsal kontrol boşluğunu görece doldursa da aile ve din kurumunun yerine getirdiği sosyal kontrol işlevinin yerine bire bir geçememektedir.Çünkü,aile kurumunda yüz yüze etkileşim ve kontrol sistemi,din kurumunda içsel bir kontrol mekanizması vardır.Bu nedenle aile ve din kurumunun toplumsal kontrol sistemi özgün ve devredilemez bir özelliğe sahiptir.

   Modern devlet kent toplumunun demokratik yapısını güçlendirmeye çalışırken, sosyal düzeni korumaya ve toplumsal sorunları da çözmeye çalışmaktadır. Kendi payıma,bu süreçleri akılcı ve yararlı bir şekilde yönetmek büyük önem taşımaktadır.Oluşturulacak yöntem ve politikalar,kent toplumunun demokratik ve laik özelliklerinin yanında,başta aile ve din-ahlak olmak üzere toplumsal kurumlara işlerlik kazandırmak,devletin sosyal ve hukuksal boyutunu da güçlendirmek son derece önemlidir.

İdeal Kent Dergisi Sayı:2
Ağustos 2008

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !