Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.(Nietzsche)Truth is not out of despair to the mountain.

Behçet BATUR / Sosyolog

• Perşembe, Mayıs 10, 2007 - Karizmadan Kuramlara

 
   











                                       Karizmadan Kuramlara:
                         Paradigmal Bir Dönüşümün Sosyolojisi
 
            Tarih boyunca meydana gelen bir yığın sosyal,ekonomik,siyasal ve kültürel değişimlerin yanında çok önemli bir "değişme olayı" da karizmadan kuramlara doğru yaşanan sosyal,kültürel ve düşünsel dönüşümdür.Buradaki karizma yalnız politik değil dinsel, felsefi ve ideolojik her türlü kültürel karizmayı da kapsamaktadır.Sosyolojik olarak tercümesi ise kitleleri yönlendirebilen ve toplum/kültür üzerinde önemli etkisi olan siyasal,dini ,felsefi vb.kişisel karizmadır.20.yüzyılın ortalarından itibaren toplumlar üzerindeki etkisini ve gücünü yitiren kişisel karizma ,yerini kuramlara bırakmıştır.Kuramlar,varlık ve toplum üzerine yönelen düşünsel çerçeveler ve açıklama biçimleridirler.
 
           Çağdaş toplumsal yaşamın tarihsel ayırt edici özelliklerinden biri de sosyal/kültürel yapı ve oluşumların şekillenmesinde karizmaya yaslanan "kişi"sel faktörlerin yerine kuramlara yaslanan sosyal/tüzel "kişilik"lerin geçmiş olmasıdır.Karizmadan kuramlara doğru yaşanan bu "büyük dönüşümün"sosyal/kültürel gelişimini ve doğurduğu sonuçları anlamak büyük önem taşımaktadır.
 
           Karizma ve Siyaset
           Tarihsel düzlemde "karizmatik kişi"topluluklar ve toplumlar üzerinde dönüştürücü ve yönlendirici bir güç olmuştur.Bu güç hem siyasal karizma hem felsefi/ideolojik karizma olarak yansımıştır.Marx'ın "tarihsel kopma"olarak değerlendirdiği Fransız ihtilalini müteakip her alandaki kişisel karizmanın yerini mikro ve makro düzeydeki kuramlar almış ve almaktadır.Tarihsel toplumun mekanik,toplumcu ve geleneksel karakteri karizmanın doğumuna uygun ve bu bağlamda karizma işlevsel idi.Sözgelimi siyasal alanda tarihsel bütün imparatorlıklar karizmatik bir kültürel anlayıştan destek almaktaydı.Osmanlı'da ,Roma'da ,Sasani'de,Çin'de,Hindistan'da vb.siyasal oluşumların kültürel kodlarında yönetim ve yönetici üzerinde toplum,karizmatik bir değer atfetmekteydi.Yani burada yönetici,kral,aristokrat ve ya sultanın kişisel özellikleri önemli idi ve bunlara bu özellikleriyle karizmatik olarak inanılmaktaydı.
 
           Bu noktada Max Weber'in iktidar tipolojisi konuyu anlamamız ve genişletmemiz açısından önemli yararı vardır.Weber'in siyaset sosyolojisi teorisinde egemenlik tipleri üç tanedir.Akılcı,geleneksel ve karizmatik.Burada tipoloji itaat etmeyi yöneten güdülerin özel niteliği üzerine kurulmuştur.Akılcı egemenlikiemirlerin ve egemenliği kullananların meşru olduğu inancı üzerine kurulmuştur.Çağdaş siyaset bu tarzda meşru ve akılcı bir yaklaşımın yapılanması altındadır.Geleneksel egemenlik ,eski geleneklerin kutsal niteliği ve gelenek tarafından otoriteyi kullanmaya çağrılanların meşru olduğu inancına dayanır.Geleneksel bir egemenliğe günümüz toplumlarında örnek bulmak çok zordur.Eğer İngiltere kraliçesi bir iktidar kullanıyorsa ,bu,temeli uzun bir geçmişe uzanan bir otoritenin meşruluğu inancına dayanır.Günümüzde bu egemenliğin sadece görüntüsü kalmıştır.Artık insanların bu egemenliğe itaat etme durumu söz konusu değildir.Çağımızda monarşiyi koruyan ülkelerde geleneksel egemenlik sembolik olarak son dönemini yaşatmaktadır.Karizmatik egemenlik ,bir kişinin  kutsal niteliğine ya da kahramanlık gücüne ve onun tarafından getirilen  ya da oluşturulan düzene gösterilen olağanüstü bir bağlılık üzerine kuruludur.
 
        Weber bir egemenlik tipinin olası ya da zorunlu evrimi üzerine sorular sormuştu.Bir iktidar biçiminin oluşumu ve tarihsel değişimi  nasıl gerçekleşiyordu ya da bir iktidar nasıl karizmatik bir oluşumdan geleneksel hale gelip akılcılaşabiliyordu.Bu oluşumlar ve geçişlerin arka planı ve kaynağı nedir?Buna karizmatik egemenliğin değişimlerinin çözümlemesi örnektir.Bu egemenlik biçimi başlangıçta güncel olmayan bir şeyler içerir.Demek ki kendinde geçiçi bir şeylere sahiptir,çünkü insanlar sürekli olarak gündeliğin dışında yaşayamazlar,çünkü alışılmışın dışında olan herşey kaçınılmaz olarak yıpranır.Sonuç olarak karizmatik egemenliğe yakından bağlı,karizmanın güncelleşmesi süreci vardır.Bir insanın olağanüstü yetenekleri üzerine kurulu egemenlik bu insanın ortadan kalkmasından sonra yaşayabilir mi?Yüce önderinin karizmatik kökeni ile belirlenen her rejim yaşam ya da miras sorusuyla karşılaşmamazlık edemez.(...)Karizma kandan ve kalıtsal olarak düşünülebilir.Bu durumda karizmatik egemenlik geleneksel bir egemenliğe ulaşır.Bir kişinin sahip olduğu Tanrı lütfu bir ailenin olur.Son olarak karizma büyüsel ya da dinsel bazı yollarla iletilebilir.Fransa krallarının kutsallaştırılması ayinleri ,Tanrı lütfunun bir iletilme biçimiydi.Bu şekilde Tanrı lütfu bir kişiye değil,bir aileye aitti.(Aron 1994:388)
 
        Tarihsel süreçte yaşanan büyük sosyal,siyasal ,ekonomik ve kültürel değişimlere öncülük eden Fransız ihtilali,ekonomik hayatta bilgi toplumuna doğru yaşanan süreç,sosyokültürel yaşamda "birey"anlayışının doğuşu,,yine toplumsal ve kültürel akılcılaşma(rasyonelleşme),iletişim araçlarının yaygın etkisi,,siyasal hayatta demokratizasyon,bilim ve teknolojinin sosyal,kültürel ve ekonomik yaşamdaki egemen etkisi vb.gelişmeler karizmatik egemenliğin varlığını sürdürebilmesini zorlaştırmış hatta imkansız hale getirmiştir.Karizma kültürü köklü bir çözülmeye uğrayarak paradigmal bir dönüşüm geçirmiştir.Karizmatik siyasal kültür, çağdaş dünyada siyasal ekollere,yaklaşımlara,anlayışlara,okullara ve ya kuramlara doğru kültürel /yapısal bir değişim yaşamıştır.
 
        Karizma ve Din
        Karizma kavramının ,kültür tarihinde ya da dinler tarihinde de önemli bir yeri vardır ve tıpkı siyasal hayatta olduğu gibi benzer dönüşümler geçirmektedir.Dinlerin egemen olduğu geçmiş toplumların,dini statülerin önem kazandığı tarihsel kültürlerin önderliğinin üstlenen ve ya itaat ve bağlılıkların merkezinde yer alan dini ve metafizik unsurlar çağdaş dönemde paradigmal bir dönüşüme uğramışlardır.Çağdaş sosyokültürel ilşkilerin ve yapıların merkezinden kopan karizmatik kültürel anlayış,yerinin siyasal yaşamda olduğu gibi kuramlara,yaklaşımlara ve ya paradigmalara bırakmıştır.
 
        İlk dönem Hristiyan anlayışında ,Allah'ın belirli insanlara verdiği manevi bir nitelik olarak algılanan karizma ,buradan Hristiyan skolastik felsefesine geçti.Weber, karizmayı bazı kimselere bahşedilmiş olağanüstü nitelikleri anlatmak üzere sosyolojik bir kavram haline getirdi.Karizmatik kültürel egemenlikte ,toplum,belirli bir şahısta mevcut olduğuna inanılan olağanüstü özelliklere atıfta bulunmakta ve itaat etmekteydi.Sözgelimi bir peygambere ,bir veli ve ya şeyhe itaatin temeli ümmet ve ya müridlerin onlarda varlığını düşündükleri ve ya inandıkları olağanüstü ve herkeste görülmeyen niteliklerdir.Bu karizmatik egemenlik ilk dönem Hristiyan kilisesindeki otoritenin tarihsel gelişiminde ortaya çıkmıştır.Tarih içerisinde Hristiyanlıkta meydana gelen gelişmeleriHristiyanlığı sekülerleştirdiği,rasyonelleşen çağdaş toplumla birlikte deym yerindeyse Hristiyanlığın karizmatik anlayışını zayıflatmış ve ortadan kaldırmıştır.Günümüzdeki papalık kurumu "sembolik bir gelenek"ten öteye geçememektedir.
 
        Benzer durum İslam tarihinde de kendini göstermiştir.İslam dünyasında da peygamber ve erenlerin karizmatik nitelikleri vardır,çünkü peygamberlik ve ya velilik Allah tarafından bahşedilmiş niteliklerdir.Bu karizma ,tarihsel çağlarda kültürel hayatı şekillendirmiş ve topluma bu bağlamda önderlik etmiştir.Bu önderlikte itaati ve bağlılığı sağlayan seçilmiş/olağanüstü yetenek anlayışı/inancıydı.Karizma,itaati ve bağlılığı sağlamaya yetiyordu.İslam tarihinde son peygamberden sonraki dönemlerin önemli bir bölümünde karizmatik kişi anlayışı Osmanlı'nın son dönemlerine kadar varlığını sürdürmüştür.Çünkü Avrupa'da yaşanan sosyal ve kültürel değişimler Osmanlı'ya etkisini son döneminde güçlü bir şekilde hissettirmiştir.Son peygamberi müteakip dört halife,daha sonra Emevi,Abbasi,Selçuklu ve Osmanlı'da sivil toplum kurumları işlevi gören muhtelif tarikatların önderleri bu karizma inancının bir sonucu olarak sosyal ve kültürel yaşamı etkilemişlerdir.Çağımızda İslam dünyasında karizmatik siyasal ve dini yapı ve ilşkilerin son örneğini İran toplumu vermektedir.Bu kültürde yer alan "Ayetullah"lık kurumu dinsel bir karizmaya yaslanmaktadır.21.yüzyılın kültürel ve siyasal dinamikleri İran toplumunu da bu noktada değişime zorlamakta ,karizmadan kuramlara doğru bir değişim ihtiyacını  uyandırmaktadır.İran toplumu vb.de bu küresel ve tarihsel dönüşümün dışında kalamaz.
 
        Başta Avrupa olmak üzere dünyada yaşanan toplumsal/kültürel ve ekonomik dönüşümler ve bunların küreselleşmesi siyasal ve dini karizmanın gücünü zayıflatmış,karizma işlevini kısmi ve ya bütüncül kuramlara ve paradigmalara bırakmıştır.Yani,artık peygamber,şeyh,papa,haham gibi kişisel karizmanın yerini İslamiyet,Hristiyanlık,Yahudilik,Budizm ve ya demokrasi,,liberalizm,sosyalizm,modernizm,pozitivizm,postmodernizm vb.kuram ,yaklaşım ve paradigmalara bırakmıştır.
 
 
 
Karizma Dergisi ,Sayı :22
 
Atıf:
      
 
        
 
         
 
         

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
:: Arkadaşa gönder!

behcetbatur@yahoo.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Uluslararası Sosyoloji Derneği
Avrupa Sosyoloji Derneği
Amerikan Sosyoloji Derneği
İngiliz Sosyoloji Derneği
Türk Sosyoloji Derneği
Uygulamalı ve Klinik Sosyoloji Derneği
< >
This Day in History

Blogcu Yardım
sedat ergenç