Gerçeğin dağlarına umutsuzlukla çıkılmaz.(Nietzsche)Truth is not out of despair to the mountain.

Behçet BATUR / Sosyolog

• Salı, Mayıs 8, 2007 - Aktif Toplum-Kitle Toplumu Çelişkisi

 

 











                  DİYALEKTİĞİN ÇAĞDAŞ DİNAMİKLERİ:

 

 Aktif Toplum-Kitle Toplumu,Bilgi Toplumu-Postmodern Toplum Çelişkisi

 

   

 

     Sosyal/kültürel çatışma olgusunun tarihsel serüveni açısından bakıldığında değişen yapı ve mahiyetine sosyolojik olarak kısaca değinmek istiyorum.Çatışma sosyal bir olgudur,bu kimi zaman yok etmeyi amaçlar,kimi zaman bir rekabeti,kimi zaman da bir karşıtlığı içerir.Günümüz sosyokültürel ve ekonomik ilişkilere ışık tutacağı ve dönüşümü açıklayacağını düşündüğüm tarihsel arka planını kısaca hatırlatmakta yarar vardır.

 

     Tarihsel düzlemde sosyal yaşamda birçok çatışma formu meydana gelmiştir.Bu çatışmanın odağını kimi zaman ekonomi ,kimi zaman din,kimi zaman da siyaset oluşturmuştur.Ortaçağ Avrupasında ekonomi-din,19.yüzyıl Avrupasında sanayi devrimini müteakip ekonomi ekseninde ,20.yüzyılda ulus/devletlerin ortaya çıkışı ve yapılanması sürtecinde siyaset ekseninde toplumsal çatışmalar meydana gelmiştir. 19.yüzyıl kapitalist sosyoekonomik düzende ve bugün itibariyle bu düzenin işleyişi altında olan az gelişmiş toplumlarda ekonomi (üretim araçları)merkezli bir sosyal çatışma kendini göstermiş ve göstermektedir.Marx,19.yüzyılda toplumsal yaşamı ekonomi merkezli bir sınıf çatışması kuramıyla analiz etmiştir.Marx kapitalizm üzerine yazdığı sıralarda ,üretim araçlarının mülkiyeti ve onlar üzerindeki kontrol aynı kişilerin elindeydi.Sanayici ve ya burjuvazi kapitalist sistemin sahibi ve yöneticisi konumunda,işçi,ler ve ya proletarya ise ,yaşamak için bu sisteme bağımlı konumdaydı.

 

     20.yüzyıla doğru ilerlerken sosyal/ekonomik yapıda meydana gelen değişmeler ;sermayenin parçalanması,emeğin bölünmesi ve orta sınıfın ağırlıklı bir şekilde ortaya çıkışı çatıimanın da formunu etkilemiştir. 20.yüzyılın çatışma formu artık siyaset merkezli (yönetim araçları)olmuştur.Ulus/devletlerin ,ulusal ideolojilerin ,merkezi yönetimlerin ve bürokratizasyon döneminde sosyal çatışma otorite ekseninde şekillenmeye başlamıştır.Dahrendorf,Marx'ın sınıf ayrımlarının temelinde gördüğü üretim araçlarının mülkiyeti kavramını değiştirerek sını için yeni bir temel önerir.Dahrendorf,hükmetme ve hükmedilmenin ortaya çıkarttığı otorite ilşkileri sınıfların ortaya çıkmasına temel teşkil eder demektedir.Hükmedenle hükmedilen arasında bir karşıtlık (dichotomy)vardır.Diğer bir deyişle kimileri grubun otorite yapısında yer alırken kimileri yer almaz.Dahrendorf,az otoriteye sahip olnla çok otoriteye sahip olanların varlığını kabul eder.Dahrendorf'un tartıştığı sınıf yapısı üretim araçlarının mülkiyetinden çok otoriteye dayanmaktadır.20.yüzyıl sanayi toplumunda üretim araçlarının sahibi olmak,meşru kontrole sahip olmak kadar önemli değildi.

 

     21.yüzyıla gelindiğinde ise,çatışmanın formubir değişim daha geçirmiştir.Küreselleşme,bilişim teknolojileri,insan hakları ve demokrasi,tüketim ve postmodernizm gibi kavram ve kuramlar ön plana çıkmış ve çatışmanın yapısı da dönüşmüştür.Çağdaş çatışmanın dinamiklerini aktif toplum-kitle toplumu,bilgi toplumu-postmodern toplum çelişkisi olarak değerlendirmek mümkündür.

 

     Aktif Toplum-Kitle Toplumu Çelişkisi:

 

     21.yüzyılda tarihsel/toplumsal süreçlerin beraberinde getirdiği bilim,teknoloji,insan hakları ve demokrasi,teşebbüs ve ifade özgürlüğü,inanç ve eylem hürriyetivb.kavramların çerçevesinde oluşan aktif toplum hedefi ve modeli,yine felsefi ve ahlaki karmaşa ,bireyselcilik,tüketimin amaçsallaşması,güç mücadelesi ve nihilizm vb.kavramların etrafındas şekillenen kitle toplumunun ortaya çıkardığı sorunlar.Bu karşıtlık 21.yüzyıl toplumlarının ( gelişmiş ülkelerde başta olmak üzere)başat planda çatışan unsurlarıdırlar.Sözgelimi birey bilgiye ulaşabilme,siyasal süreçlere katılabilme ,mesleki ve dini/felsefi seçimde bulunabilme imkanlarına kavuşmakla birlikte ,kültürel anominin yalnızlaştırması,toplumsal karar almada pasif oluşu,kendi anlam ve amacına yabancılaşması ve duyarsız kalışının çelişkisi altındadır.Aktif toplumun bireyi ,inisiyatif ve bilgi sahibi,özgür,toplumsal birliklere ve süreçlere katılımcı ve toplumsal sorumluluk bilincine sahip sosyal bir girişimcidir.Böyle tanımlanan ve amaçlanan bireyin düşmanı kitle toplumunun handikaplarıdır.Çünkü,kitle toplumunun bireyi,bireyci,toplumsal sorumluluk bilincinin dışında ,toplumsal gelişmelere ve süreçlere kayıtsız,anlamsız ve amaçsız(yabancılaşma)bir yapının ürünüdür,yansımasıdır.

 

     Etzioni'nin ifade ettiği gibi "Şu anda sahip olduğumuz toplum otantik olmayan ya da derinlerde yabancılaştırıcı iken cevap veren görünümünde bir toplumdur. Kitle toplumu ve kitle tüketimi ,içinde kültürel ayrım mücadelelerinin ,statü gruplarını yapılaşmış bir yargı dünyasına göre bölerek ayrı beğeni ve hayat tarzlarının oluşumu içinde izlendiği sosyal alanlardır.Bryan S.Turner'ın tespit ettiği gibi "Sonuç olarak ,yirminci yüzyılın son on yılında kitle tüketiminin daha ileri gelişimi ve postmodern kültüre yönelik eğilimle atrılmış bir başka sosyal ilişkiler yapısına giriyor gibi görünüyoruz.Kültürel sistem içindeki geleneksel hiyerarşiler ,önceki herhangi bir döneme göre daha parçalanmış ve değişmiş görünmektedir.Kültürel alanın ,ekonomik ve politik sistemlerle ilşkisi biraz kesilmiş olmaktadır.Kültürel alan içindeki rekabetçi mücadele ,bir kültürel işaretler ve hayat tarzları ahenksizliği patlaması üretmektedir.(Turner 2000:97-98)

 

   Bilgi Toplumu ve Postmodern Toplum Çatışması

 

   Yirminci yüzyılın sonlarına doğru sosyal/ekonomik hayatın merkezine yerleşen bilgi(sosyal-bilimsel-teknik bilgi)toplumsal yapının şekillendirici bir unsuru haline gelmiştir.Sanayi toplumunun sanayi sonrası ya da bilgi toplumuna dönüşümü ,beraberinde yeni toplumsal yapı ve ilşkileri de doğurmuştur.Küreselleşme ,bilişim ve iletişim teknolojileri ,bireysel üretim ve birey-yetenek merkezli planlama ,Durkheim'ın terimleriyle organik dayanışma ve işbölümü gibi dinamikler bilgi toplumunun genel yaşam çerçevesinin unsurlarını oluşturmaktadırlar. Toplumsal yaşamda bilimin-bilginin artan önemi ,toplumsal yapıların bilimsel bilgi etrafında yapılandırılması gerektiği yönündeki baskısı,toplumun bu bağlamda bir düzen ve gelişim çerçevesinde yapılanmasını beraberinde getirmiştir.Ontolojik olarak bilim-bilgi "düzen ve gelişmeye" dayanmaktadır.İşte bunun etrafında kendini oluşturan bilgi toplumu çağdaş toplumun önemli bir dinamiğini oluşturur.Bugün en küçük bir ekonomik işletmedeki sosyal ve teknik yapılanma bile bilgi toplumu dinamiklerine bir uyumu göstermektedir.Bilgi toplumunun ,temellerinin ve dinamiklerinin dışında ,çoğu zaman da ,karşıtında oluşan diğer bir gelişme ise kültürel karakterli postmodernizmdir.

 

      Max Weber'in ifade ettiği gibi" İçinde yaşadığımız evreni benzersiz kılan dünyanın büyüsünün bozulmasıdır.Bilim bizi dış gerçeklikte yaralanabileceğimiz bir kör güçler bütününü görmeye alıştırmıştır,ama eski düşüncenin evreni doldurduğu mitlerve Tanrılardan hiçbir şey kalmamıştır.Çekiciliklerinin yitirmiş ve kör dünyada insan toplulukları her zaman daha akılcı ve daha bürokratik bir örgütlenmeye doğru gelişmektedir."Postmodernizm,Modernizmin ya da aydınlanmanın akılcı,bilimsel toplum hedefinin düş kırıklığıyla sonuçlanmasının ardından ortaya çıkan kültürel bir durumu/dönemi ifade eder.Burada aydınlanmanın katı bir eleştirisi mevcuttur.Dolayısıyla aydınlanmanın temel referanslarını oluşturan bilim,akıl gibi temellere de bir karşı duruşu içermektedir.Postmodern kültürel yapının bir sistemi ve "genel bir doğru" amacı olmadığından kültürel bir hükümsüzlüktür.Deyim yerindeyse Batı toplumlarında kültürel tarihin bir sonudur postmodernizm.Bütün değerleri reddeden bir düşüncenin daha bir üst aşaması olamaz.

 

      Gerçekten de çağdaş toplumun kültürel yapısı son derece bireydel,keyfi,bireyin güç çıkarlarına hizmet eden bir özelliğe sahiptir.Sosyal/kültürel yaşamda doğruluk,adalet,iyi,kötü,erdem vb.kavramlar hiç bu kadar etkisiz olmamışlardı.İşte bu şekilde ortaya çıkan bir ,süreç bilgi toplumunun temelleriyle çatışan bir yapı doğurmuştur.Yine Weber'in gözlemlediği gibi "Dünya bilim,yönetim ve ekonomik girişimlerin sıkı yönetimi ile akılcılaştırılmıştır ama sınıflar,uluslar ve tanrılar arasında mücadele sürmektedir.Bir hakem ya da yargıç olmadığından saygınlığa uygun tek tutum ,herkesin kendi vicdanı karşısında yaptığı seçimdir. Sonsöz Fiziksel olarak zatan bir bütün olan yeryüzü,toplumsal/kültürel olarak da benzer bir etkileşime yöneldiği çağımızda ,makro düzlemde aktif toplum-kitle toplumu ya da bilgi toplumu-postmodern toplum dinamiklerinin çelişkisi/çatışması altında bulunmaktadır.Çağdaş çatışmanın yapısında bu ikilem vardır.

 

 

Karizma Dergisi ,Sayı:21

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
:: Arkadaşa gönder!

behcetbatur@yahoo.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Uluslararası Sosyoloji Derneği
Avrupa Sosyoloji Derneği
Amerikan Sosyoloji Derneği
İngiliz Sosyoloji Derneği
Türk Sosyoloji Derneği
Uygulamalı ve Klinik Sosyoloji Derneği
< >
This Day in History

Blogcu Yardım
sedat ergenç